Makale
Duygular.
Bastırılan, görmezden gelinen, isim koyamadığımız duygular. Onları yargılamadan, etiketlemeden tanımaya yer açıyoruz.
Öne çıkan yazı
Öfkenin altında genelde başka bir şey var: duygu granülasyonu
Her şeye 'sinirliyim' demek, telefonun ekranındaki tek bir 'kötü' emojisi gibi: az bilgi taşır. Duyguya daha ince isimler vermek başlı başına bir beceri.
4 dk okumaOkumaya başla →
Bu kategorideki diğer yazılar
Duygular
4 dk okuma
Kıskançlık ahlaksız değil — bilgi taşıyor
Kıskandığında kendini hemen 'kötü insan' ilan etme. Çoğu zaman kıskançlığın söylediği şey ahlakla değil, içeride incinmiş bir noktayla ilgili.
Duygular
4 dk okuma
Mahcubiyet vs utanç: aynı şey değiller, sonuçları da farklı
'Pot kırdım, mahcup oldum' başka bir cümle; 'kötü bir insanım' başka bir cümle. Aralarındaki ince fark, sonraki günlerin tamamını değiştirebiliyor.
Duygular
4 dk okuma
Yalnızlık bir his değil, bir sinyal — hem de eski bir sinyal
Açlık 'ye' der, susuzluk 'su iç' der. Yalnızlık da bir şey der: 'sosyal bağına bak.' Ama biz çoğu zaman onu susturmaya çalışıyoruz.
Duygular
4 dk okuma
Belli etmiyorsun, peki geçiyor mu? Duyguyu bastırmanın görünmeyen faturası
Yüzün sakin, için fırtına. 'Belli etmemek' bir beceri gibi görünüyor ama içerideki duyguya pek dokunmuyor.
Kitaplıktan & Filmlerden
2014
Beden Kayıt Tutar (The Body Keeps the Score)
Travma alanında onlarca yıl çalışmış bir psikiyatrist olan van der Kolk, zor yaşantıların yalnızca zihinde değil bedende de iz bıraktığını anlatıyor. Kitap, travmanın insanlar üzerindeki etkilerini ve iyileşme yolculuğunda denenen farklı yaklaşımları ele alıyor.
Okurken şunu fark edeceksin: 'geçti, bitti, unut' tavsiyesi neden çoğu zaman işe yaramıyor.

1946
İnsanın Anlam Arayışı (Man's Search for Meaning)
Psikiyatrist Viktor Frankl, kitabın ilk bölümünde toplama kamplarında geçirdiği yılları anlatıyor; ikinci bölümde ise bu deneyimden damıttığı yaklaşımını açıklıyor. Kitabın temel sorusu şu: her şey elinden alındığında insana ne kalır?
Okurken şunu fark edeceksin: Frankl'a göre son insan özgürlüğü, koşullar ne olursa olsun onlara nasıl yanıt vereceğini seçebilmek.

1980
İyi Hissetmek (Feeling Good: The New Mood Therapy)
Bilişsel davranışçı terapinin öncülerinden psikiyatrist David Burns, ruh halimizi büyük ölçüde düşüncelerimizin yorumlama biçiminin etkilediği fikrini sade bir dille anlatıyor. Kitap, 'ya hep ya hiç düşünmek' veya 'felaketleştirmek' gibi yaygın düşünce tuzaklarını tanıtıp bunlarla çalışmak için pratik alıştırmalar veriyor.
Okurken şunu fark edeceksin: kafandan geçen her cümle bir gerçek değil, bir yorum — ve bazı yorumların formatı bozuk.

2015
Ters Yüz (Inside Out)
On bir yaşındaki Riley'nin kafasının içindeyiz: Neşe, Üzüntü, Korku, Öfke ve Tiksinti adlı duygular, kontrol masasının başında onun gününü yönetiyor. Ailenin taşınmasıyla Riley'nin iç dünyası karışınca duygular da kendilerini hiç beklemedikleri bir maceranın içinde buluyor.
İzlerken şunu fark edeceksin: 'kötü' diye bir duygu yok.

2012
Umut Işığım (Silver Linings Playbook)
Pat, zor bir dönemin ardından kaldığı klinikten ailesinin yanına döner; tek hedefi hayatını toparlayıp eski eşini geri kazanmaktır. Kendi kayıplarıyla boğuşan Tiffany ile tanışması, planlarını hiç beklemediği bir yöne çevirir.
İzlerken şunu fark edeceksin: film 'iyileşmek' kelimesini parlatmadan kullanıyor.
